İçeriğe geç
Geleneksel Türk SanatlarıDerneği · Kütahya

Sanatlar › Çini

Çini

Kütahya'nın yüzyıllardır yaşattığı sırlı toprak sanatı.

Taslak metin. Bu tanıtım yazısı dernek incelemesini bekliyor; yayından önce onaylanacak ya da değiştirilecektir.

Çini, pişmiş kilden yapılan ve sırla kaplanan levha ya da kapların, fırınlanmadan önce renkli desenlerle bezenmesi sanatıdır. Mimaride duvar kaplaması olarak kullanılan karo çiniler ile tabak, vazo, kâse gibi günlük ve süs eşyalarını kapsayan "evânî" çinicilik, aynı geleneğin iki kolunu oluşturur.

Anadolu'da Selçuklu döneminde çiniyle bezenmiş kubbeler ve mihraplarla başlayan bu gelenek, 16. yüzyılda İznik'te doruğuna ulaşmış; kırmızı mercan, kobalt mavisi, turkuaz ve yeşilin beyaz zemin üzerinde buluştuğu lale, karanfil, sümbül ve hatayi desenleri Osmanlı çinisinin kimliği olmuştur.

İznik'in sönmesinden sonra bayrağı Kütahya devralmıştır. 17. yüzyıldan bugüne kesintisiz üreten Kütahya atölyeleri, kendine özgü sarı ve mangan moru tonları, serbest fırça işçiliği ve halk sanatına yakın canlı üslubuyla ayrı bir okul kurmuştur. Bugün Kütahya, Türkiye'nin yaşayan çini merkezidir; şehrin camilerinden çeşmelerine, hanlarından konaklarına çini her yerdedir.

Bir çininin doğuşu uzun bir yolculuktur: hamurun hazırlanması ve biçimlendirilmesi, ilk pişirim (bisküvi), tahrir denen desen çizimi, fırça ile renklendirme, sırlama ve son fırın. Her aşama ayrı bir ustalık ister; bir fırça darbesinin fırından nasıl çıkacağını önceden kestirmek yılların birikimidir.

Derneğimiz, çini tezyinatını geleneksel Türk el sanatlarının temel dallarından biri olarak görür; bu sanatın tanıtılması, öğretilmesi ve yaşatılması çalışmalarını amaçları arasında sayar.