İçeriğe geç
Geleneksel Türk SanatlarıDerneği · Kütahya

Sanatlar › Ebru

Ebru

Su yüzeyinde doğan, kâğıda geçen tekrarsız desenler.

Taslak metin. Bu tanıtım yazısı dernek incelemesini bekliyor; yayından önce onaylanacak ya da değiştirilecektir.

Ebru, kitre ya da deniz kadayıfı gibi maddelerle yoğunlaştırılmış su yüzeyine, öd katılarak hazırlanmış toprak boyaların serpilmesi ve oluşan desenin kâğıda alınmasıyla yapılan bir sanattır. Her ebru tek ve tekrarsızdır: Aynı tekneden iki kez aynı desen çıkmaz.

Adının Farsça "ebrî" (bulutumsu) ya da "âb-rû" (su yüzü) sözcüklerinden geldiği kabul edilir. 15. ve 16. yüzyıllarda Orta Asya ve İran üzerinden Osmanlı'ya ulaşan ebru, kısa sürede hat levhalarının zemini, kitap ciltlerinin yan kâğıdı ve murakkaların çerçevesi olmuş; "ebrucu" ustalar İstanbul'da ayrı bir meslek kolu oluşturmuştur.

Zamanla pek çok çeşidi doğmuştur: Boyaların serbestçe serpildiği battal ebru; bizle çizgiler çekilerek yapılan gelgit, şal ve bülbül yuvası; tarağın kullanıldığı taraklı ebru; 18. yüzyılda Ayasofya hatibi Mehmed Efendi'nin geliştirdiği, iç içe damlalardan kurulan hatip ebrusu; 20. yüzyılda Necmeddin Okyay'ın lale, karanfil ve sümbülleri tekne üzerinde çizerek ulaştığı çiçekli ebru.

Malzemesi mütevazıdır: Bir tekne, kıvamlı su, öd, toprak boyalar, at kılından fırçalar ve biz. Ustalık; suyun kıvamını, ödün ölçüsünü ve elin sabrını birbirine denk getirmekte gizlidir.

Türk ebru sanatı 2014 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi'ne alınmıştır.

Derneğimiz, ebruyu geleneksel Türk el sanatlarının temel dallarından biri olarak görür; bu sanatın tanıtılması, öğretilmesi ve yaşatılması çalışmalarını amaçları arasında sayar.