Sanatlar › Türk Musikisi
Türk Musikisi
Makam ve usulün, meşkle aktarılan sesi.

Türk musikisi, yüzyıllar içinde saraydan tekkeye, köy odasından konser salonuna uzanan geniş bir gelenektir. Batı müziğinin on iki eşit sesine karşılık koma denen küçük aralıklarla kurulan makam düzeni, bu musikiye kendine özgü rengini verir: Rast, Hicaz, Uşşak, Segâh, Hüseynî gibi yüzlerce makam, her biri ayrı bir duyguyu taşıyan ses dünyalarıdır. Usul adı verilen ritim kalıpları ise sözün ve ezginin iskeletini kurar.
Klasik Türk musikisi; peşrev, saz semaisi, kâr, beste, ağır semai, yürük semai ve şarkı gibi biçimlerde, "fasıl" denen bir düzen içinde icra edilegelmiştir. Itrî, Dede Efendi, Hacı Arif Bey, Tanburi Cemil Bey ve Hüseyin Sadettin Arel gibi bestekârlar bu geleneğin kilometre taşlarıdır.
Tasavvuf musikisi aynı makam dünyasının manevî yüzüdür. Mevlevî âyinleri, ilahiler, na'tlar ve tevşihler; ney, kudüm, bendir ve rebab eşliğinde, zikrin ve semânın bir parçası olarak okunur. Türk halk musikisi ise Anadolu'nun her yöresinde türküler, uzun havalar ve oyun havalarıyla bağlama, kaval ve davul-zurna sesinde yaşar.
Bu musikinin öğrenilme yolu notadan çok "meşk"tir: Talebe, hocasının karşısında eseri dinleyerek, tekrar ederek ve düzeltilerek öğrenir; böylece yalnız notalar değil, üslup ve tavır da kuşaktan kuşağa aktarılır.
Derneğimiz; tasavvuf musikisi, Klasik Türk musikisi ve Türk halk musikisi alanlarında meşk çalışmaları yapmayı, dinî ve din dışı formlardaki eserlerin çalışılıp konserlerle sunulmasını amaçları arasında sayar.